@SignOfficial #sign $SIGN Aydın Adnan Menderes Üniversitesi LogoAydın Adnan Menderes Üniversitesi Ana Sayfa
Adnan Menderes Kimdir ?
9. Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı (1950-1960)
Serbest Cumhuriyet Partisi Genel Başkanı Fethi Okyar, partinin Aydın İl Başkanı Adnan Menderes ve parti üyeleri
Adnan Menderes (3 Şubat 1958 tarihli 'Time' dergisi kapağı)
Adnan Menderes'in İstanbul, Topkapı'da bulunan anıt mezarı. Adnan Menderes Kimdir? Adnan Menderes (1899, Aydın - 17 Eylül 1961, Bursa) Tam adı, Ali Adnan Ertekin Menderes, 1950-60 yılları arasında Türkiye Cumhuriyeti'nin başbakanlığını yapmış, İstiklal Madalyası sahibi Türk siyasetçi, devlet adamı ve hukukçu.
1899 yılında Aydın'da doğdu. Babası İzmirli Katipzade İbrahim Ethem Bey, annesi Aydınlı Hacı Alipaşazadeler'den Tevfika Hanım'dır. Menderes, anne ve babasını küçük yaşta kaybettiği için onları neredeyse hiç hatırlamamaktadır. Hacı Ali Paşa dedesinden miras yoluyla kalan Aydın'daki Çakırbeyli Çiftliği ile Menderes, daha dokuz yaşındayken küçük ama yalnız bir ağa olmuştur.
Eğitim Hayatı Okul hayatına, İzmir İttihat ve Terakki Mektebi'nde başlayan Menderes, eğitimine İzmir Amerikan Koleji'nde devam etti. 1931 yılında CHP Aydın milletvekili seçildikten sonra Ankara Hukuk Fakültesi'ne girerek, 1935 yılında mezun oldu. Yedek subay eğitimi almasına karşı, Birinci Dünya Savaşı'na sıtma hastalığına yakalandığı için katılamayan Menderes, Kurtuluş Savaşı'nda gösterdiği başarılardan dolayı İstiklal Madalyası almaya değer görüldü. İzmir'in ünlü ailelerinden, Evliyazade Fatma Berin Hanım ile 1929 yılında evlendi ve Yüksel, Mutlu, Aydın olmak üzere üç oğlu oldu.
Siyasi Hayatı Menderes'in ilk siyasal yaşam mücadelesi ilginçtir ki aile içinde başlamıştır. Adnan Menderes politikaya atılma konusunda, bir taraftan çiftlik işlerinden dolayı çekince duyarken, bir taraftan da eşi Berin Hanım, Menderes'in politikaya atılması hususuna isteksiz yaklaşmıştır.
1946'da Demokrat Parti Kuruldu
Adnan Menderes, 1930 yılında kısa süreli de olsa Serbest Cumhuriyet Fırkası'nın bir kolunu organize etti. Partinin kendini feshetmesinden sonra ise Cumhuriyet Halk Partisi'ne geçti ve 1931 seçimlerinde Cumhuriyet Halk Partisi'nden Aydın milletvekili olarak seçildi. 1945 senesine kadar, TBMM'de komisyon raportörlüğü yaptı. O yıl Saracoğlu Hükümeti'nin gündeme getirdiği Toprak Kanunu tasarısını şiddetle tenkit ederek, komisyondan istifa etti. Partide yaptıkları muhalefetten dolayı, 12 Haziran 1945'te, Refik Koraltan ve Fuat Köprülü ile birlikte, CHP Disiplin Kurulu tarafından ihraç edildiler. Bu hareketler, Demokrat Parti'nin 7 Ocak 1946'da kurulmasına sebep oldu.
DP İktidarının Tek Başbakanı Oldu
1946 seçimlerinde, Demokrat Parti'den Kütahya milletvekili seçildi. Celal Bayar'dan sonra, partide ikinci adam durumuna geldi. 14 Mayıs 1950 seçimlerinde, DP, oyların 53,5'ini alarak iktidar oldu. On senelik DP iktidarının, tek başbakanı (22 Mayıs 1950 - 27 Mayıs 1960) oldu ve o döneme damgasını vurdu. İktidarı zamanında, 5 hükümet kurdu. Bu on senelik zaman içinde, Türkiye'nin iç ve dış siyasetinde büyük gelişmeler oldu. Sanayileşme ve şehirleşme hamlesi başladı. Köye makine girdi. Ulaşım, enerji, eğitim, sağlık, sigorta ve bankacılık yeniden başladı. Türkiye kalkınma kavramıyla tanıştı.
Serbest Cumhuriyet Fırkası, Cumhuriyet Halk Partisi ve Demokrat Parti'de siyaset yapan Menderes, 27 Mayıs askeri darbesinin ardından, 17 Eylül 1961 tarihinde asılarak idam edildi. Türkiye Büyük Millet Meclisi 1990 yılında çıkardığı yasayla, Menderes ve onunla beraber idam edilenlere itibarlarını iade etti.
Türkiye siyasetinde demokrasinin mimarı olan Merhum Başbakan Adnan Menderes'in adını gururla taşıyan Üniversitemiz, demokrasi ve kardeşliğin tesisi için her türlü bilimsel ve akademik çalışma yapmaya hazırdır. Demokrasi tarihimize damgasını vuran Menderes ve arkadaşları ülkemize ve milletimize yaptığı hizmetler dolayısıyla asla unutulmayacaktır.
Aydın Adnan Menderes Üniversitesi LogoAydın Adnan Menderes Üniversitesi Ana Sayfa
Adnan Menderes Kimdir ?
9. Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı (1950-1960)
Serbest Cumhuriyet Partisi Genel Başkanı Fethi Okyar, partinin Aydın İl Başkanı Adnan Menderes ve parti üyeleri
Adnan Menderes (3 Şubat 1958 tarihli 'Time' dergisi kapağı)
Adnan Menderes'in İstanbul, Topkapı'da bulunan anıt mezarı. Adnan Menderes Kimdir? Adnan Menderes (1899, Aydın - 17 Eylül 1961, Bursa) Tam adı, Ali Adnan Ertekin Menderes, 1950-60 yılları arasında Türkiye Cumhuriyeti'nin başbakanlığını yapmış, İstiklal Madalyası sahibi Türk siyasetçi, devlet adamı ve hukukçu.
1899 yılında Aydın'da doğdu. Babası İzmirli Katipzade İbrahim Ethem Bey, annesi Aydınlı Hacı Alipaşazadeler'den Tevfika Hanım'dır. Menderes, anne ve babasını küçük yaşta kaybettiği için onları neredeyse hiç hatırlamamaktadır. Hacı Ali Paşa dedesinden miras yoluyla kalan Aydın'daki Çakırbeyli Çiftliği ile Menderes, daha dokuz yaşındayken küçük ama yalnız bir ağa olmuştur.
Eğitim Hayatı Okul hayatına, İzmir İttihat ve Terakki Mektebi'nde başlayan Menderes, eğitimine İzmir Amerikan Koleji'nde devam etti. 1931 yılında CHP Aydın milletvekili seçildikten sonra Ankara Hukuk Fakültesi'ne girerek, 1935 yılında mezun oldu. Yedek subay eğitimi almasına karşı, Birinci Dünya Savaşı'na sıtma hastalığına yakalandığı için katılamayan Menderes, Kurtuluş Savaşı'nda gösterdiği başarılardan dolayı İstiklal Madalyası almaya değer görüldü. İzmir'in ünlü ailelerinden, Evliyazade Fatma Berin Hanım ile 1929 yılında evlendi ve Yüksel, Mutlu, Aydın olmak üzere üç oğlu oldu.
Siyasi Hayatı Menderes'in ilk siyasal yaşam mücadelesi ilginçtir ki aile içinde başlamıştır. Adnan Menderes politikaya atılma konusunda, bir taraftan çiftlik işlerinden dolayı çekince duyarken, bir taraftan da eşi Berin Hanım, Menderes'in politikaya atılması hususuna isteksiz yaklaşmıştır.
#sign $SIGN @SignOfficial Adnan Menderes Kimdir? Adnan Menderes (1899, Aydın - 17 Eylül 1961, Bursa) Tam adı, Ali Adnan Ertekin Menderes, 1950-60 yılları arasında Türkiye Cumhuriyeti'nin başbakanlığını yapmış, İstiklal Madalyası sahibi Türk siyasetçi, devlet adamı ve hukukçu.
1899 yılında Aydın'da doğdu. Babası İzmirli Katipzade İbrahim Ethem Bey, annesi Aydınlı Hacı Alipaşazadeler'den Tevfika Hanım'dır. Menderes, anne ve babasını küçük yaşta kaybettiği için onları neredeyse hiç hatırlamamaktadır. Hacı Ali Paşa dedesinden miras yoluyla kalan Aydın'daki Çakırbeyli Çiftliği ile Menderes, daha dokuz yaşındayken küçük ama yalnız bir ağa olmuştur.
Eğitim Hayatı Okul hayatına, İzmir İttihat ve Terakki Mektebi'nde başlayan Menderes, eğitimine İzmir Amerikan Koleji'nde devam etti. 1931 yılında CHP Aydın milletvekili seçildikten sonra Ankara Hukuk Fakültesi'ne girerek, 1935 yılında mezun oldu. Yedek subay eğitimi almasına karşı, Birinci Dünya Savaşı'na sıtma hastalığına yakalandığı için katılamayan Menderes, Kurtuluş Savaşı'nda gösterdiği başarılardan dolayı İstiklal Madalyası almaya değer görüldü. İzmir'in ünlü ailelerinden, Evliyazade Fatma Berin Hanım ile 1929 yılında evlendi ve Yüksel, Mutlu, Aydın olmak üzere üç oğlu oldu.
Siyasi Hayatı Menderes'in ilk siyasal yaşam mücadelesi ilginçtir ki aile içinde başlamıştır. Adnan Menderes politikaya atılma konusunda, bir taraftan çiftlik işlerinden dolayı çekince duyarken, bir taraftan da eşi Berin Hanım, Menderes'in politikaya atılması hususuna isteksiz yaklaşmıştır.
1946'da Demokrat Parti Kuruldu
Adnan Menderes, 1930 yılında kısa süreli de olsa Serbest Cumhuriyet Fırkası'nın bir kolunu organize etti. Partinin kendini feshetmesinden sonra ise Cumhuriyet Halk Partisi'ne geçti ve 1931 seçimlerinde Cumhuriyet Halk Partisi'nden Aydın milletvekili olarak seçildi. 1945 senesine kadar, TBMM'de komisyon raportörlüğü yaptı. O yıl Saracoğlu Hükümeti'nin gündeme getirdiği Toprak Kanunu tasarısını şiddetle tenkit ederek, komisyondan istifa etti. Partide yaptıkları muhalefetten dolayı, 12 Haziran 1945'te, Refik Koraltan ve Fuat Köprülü ile birlikte, CHP Disiplin Kurulu tarafından ihraç edildiler. Bu hareketler, Demokrat Parti'nin 7 Ocak 1946'da kurulmasına sebep oldu.
DP İktidarının Tek Başbakanı Oldu
1946 seçimlerinde, Demokrat Parti'den Kütahya milletvekili seçildi. Celal Bayar'dan sonra, partide ikinci adam durumuna geldi. 14 Mayıs 1950 seçimlerinde, DP, oyların 53,5'ini alarak iktidar oldu. On senelik DP iktidarının, tek başbakanı (22 Mayıs 1950 - 27 Mayıs 1960) oldu ve o döneme damgasını vurdu. İktidarı zamanında, 5 hükümet kurdu. Bu on senelik zaman içinde, Türkiye'nin iç ve dış siyasetinde büyük gelişmeler oldu. Sanayileşme ve şehirleşme hamlesi başladı. Köye makine girdi. Ulaşım, enerji, eğitim, sağlık, sigorta ve bankacılık yeniden başladı. Türkiye kalkınma kavramıyla tanıştı.
Serbest Cumhuriyet Fırkası, Cumhuriyet Halk Partisi ve Demokrat Parti'de siyaset yapan Menderes, 27 Mayıs askeri darbesinin ardından, 17 Eylül 1961 tarihinde asılarak idam edildi. Türkiye Büyük Millet Meclisi 1990 yılında çıkardığı yasayla, Menderes ve onunla beraber idam edilenlere itibarlarını iade etti.
Türkiye siyasetinde demokrasinin mimarı olan Merhum Başbakan Adnan Menderes'in adını gururla taşıyan Üniversitemiz, demokrasi ve kardeşliğin tesisi için her türlü bilimsel ve akademik çalışma yapmaya hazırdır. Demokrasi tarihimize damgasını vuran Menderes ve arkadaşları ülkemize ve milletimize yaptığı hizmetler dolayısıyla asla unutulmayacaktır.
#sign $SIGN @SignOfficial müracaat olunur. Kandırılması en kolay olan ve toplantı halinde bulunan zümreler seçilmek suretiyle bunların üzerinde daimi surette yıkıcı propagandalar teksif edilir ve bunlar kötü bir zümre bile olsalar, 30 milyonluk Türkiye’nin hacmine ve ebadına nispetle bir zerre dahi teşkil etmese de bunlar sanki teşkilatlı ve vurucu bir kuvvetmiş gibi ele alınarak bir memleketin kaderi üzerinde pervasızca oynayabilme imkanlarının aranmasına ve bu yolların araştırılmasına çıkılır. İstanbul ve Ankara’mızda iki gündür yaratılmak istenen hadiselerin kısaca izahı ve manası işte bundan ibarettir. Bu memlekette bir takım ayaklanma hareketleri için vasat ve şartlar hiçbir suretle müsait değilse profesyonellerin, bu işlerin esnafı olanların tutacakları yol işte budur. Güzelim memleketimizde ayaklanmalar için hiçbir sebebin mevcut olmadığı aşikar.
“Memleketimiz eski devrin o hürriyetsizlik ikliminden çıkıp çok partili bir idareye kavuşmuştur. Binaenaleyh o hürriyetsizliğin, tek parti tahakkümünün ve seçim yapmadan iktidarda olmanın, seçim yapıldığı taktirde ise rey sandıklarını nasıl kırılıp onbinlerce mazbatanın nasıl tahrip edildiğinin ve nasıl reylerin çalınıp millet iradesinin ayaklar altında çiğnendiğinin türlü ve aşikar misallerini görmüş ve yaşamış bir memleketiz. Bu iklimin içinden çıkıp gelmekteyiz. Diğer taraftan sefalete mahkum olmanın bu memleketin kaderi olduğuna inanmışçasına ve bunu kabul etmişçesine çeyrek asrın içinde memleketin meselelerine ve vatandaşın ihtiyaçlarına medeni ve ileri bir hayata kavuşmanın icaplarına nasıl omuz silkercesine lakayt kalındığını görüp yaşamış olan bir memlekettir Türkiye.
Ve Türkiye’miz bugün asırlarca yapılamayanların on sene içerisinde nasıl yapıldığını, memleketin bir baştan öbür başa her birisi bir kıymet olan sayısız eserlerle nasıl donanmış hale geldiğini görmektedir. Ziraatte, sanayide, madencilik ve nakliye ekonomisinde velhasıl iktisadi hayatın bütün kollarında Türkiye’nin nasıl akla sığmaz bir süratle bir asırlık bir mesafeyi bir on sene içinde aldığını görmekteyiz. İktisadi kalkınma, içtimai düzen ve ileri bir cemiyet olmanın bütün şartlarını muayyen bir nizam ve ülkü içerisinde nasıl hep birden ele alınıp tahakkuk yoluna konmuş olduğunu vatandaşlar görmektedir. On sene evvelle bugünü vatandaşlar kıyaslayabilmekte ve hükümlerini vermiş bulunmaktadırlar. İşte bu şartlar ve bu vasat, ayaklanmanın şartları ve vasatı değildir. O halde bir takım suni ve uydurma yollardan ve sözlerimin başında arz ettiğim şekilde bir ayaklanma hareketi tahakkuk ettirilebilr mi diye memleket, hazin, elim ve meşum tecrübelerin sahası haline getirilmek isteniliyor.
Tekrar arz ediyorum, bir veya muayyen bir zümre türlü yollardan ele alınıp, elde bulundurulacak ve bu hareket haline getirildikten sonra veya hareketin içinde yuvarlanan bir kartopu gibi büyütülmek ümidine bel bağlanılarak teşebbüslere girişilecek, diğer taraftan da vasata hazırlanmak için vatandaşın heyecanı her an kamçılanacak. Bu sebeple mütemadiyen yalan haberler, korkunç dedikodular, tahripkar şayialar ortalığa salınacak, her yerde vatandaşın idraki zaafa, iradesi felce uğratılacak. İşte usul bu, taktik bu.
#sing $SIGN Türk Kurtuluş Savaşı'na katıldı ve sonrasında İstiklâl Madalyası aldı. Siyasi kariyerine Serbest Cumhuriyet Fırkasında başlayan Menderes, partinin kendini feshetmesinin ardından Cumhuriyet Halk Partisine (CHP) katıldı ve ilk defa 1931 Türkiye genel seçimlerinde Aydın milletvekili olarak meclise girdi. Ayrıca 1935, 1939 ve 1943 Türkiye genel seçimlerinde de CHP Aydın milletvekili olarak tekrar mecliste görev aldı. Mustafa Kemal Atatürk'ün ölümünün ardından CHP'nin başına geçen İsmet İnönü'nün bütün üretim araçlarını devletleştirme faaliyetlerine karşı çıktı. Dörtlü Takrir olayı ve parti içi muhalefetten dolayı 1945 yılında Cumhuriyet Halk Partisinden ihraç edildi.
1945'te, CHP'den birlikte ihraç edildikleri arkadaşları Celâl Bayar, Mehmet Fuad Köprülü ve Refik Koraltan ile Demokrat Parti'yi kurdu. Parti, katıldığı ilk seçimde Türkiye Büyük Millet Meclisinde 61 sandalye kazandı. 1950 Türkiye genel seçimlerinde DP %52,7, CHP ise %39,4 oy aldı. DP 13 puan farkla kazanmasına rağmen seçimde kullanılan çoğunluk sistemi nedeniyle DP 420, CHP ise sadece 63 milletvekili çıkardı. Menderes 19. Türkiye Hükûmetini kurarak başbakanlık görevine başladı. Bu görevini 1960 yılına kadar on yıl boyunca sürdürdü. Başbakanlığı döneminde Türkiye ekonomisi ortalama yıllık %7,8 oranında büyüdü ve Türkiye'nin gayrisafi millî hasılası dünya toplamının binde 6,43'ünden, binde 7,52'sine yükseldi. 27 Mayıs Darbesi'nden sonra Yassıada Yargılamaları sonucu 9 ay 27 gün süren duruşmalar sonunda idam cezasına çarptırıldı ve 17 Eylül 1961 tarihinde Bursa'nın İmralı adasında idam edildi.
#sign #sign Bir yalnız kurt hayatını devam ettire bilmek için var gücüyle koşar koşar sonra yorulur dinlenir sonra bir daha koşar durur ta ki zaman hızlı akıp gidinceye kadar işte yalnız kurt yaşam mücadelesi böyle devam eder ne zaman sona erecek dersen yalnız kurt son nefesini verene kadar hayat ne garip zaman ne hızlı Güneş doğar hızlı batar sonra aynısı devam eder zaman geçer yaşlanırsın yorulursun elin ayağın güçten düşer sonra yalnız kurt gibi son nefesi verirsin
Hayat bir macera gibidir. Risk alırsın sonra o risk seni bir yere götürür. sonrada hayalini gerçekleştirmek için var gücüyle çalışırsın sonra bakarsın istediğin gibi olmamış tekrar dön başa yeniden bir hayal kur sonra aynı şeyleri tekrar yaşa hayat bu kısır döngü içinde devam ediyor işte tüm mesele bu hayal et vazgeçme sonra yine hayal et
türlü yollardan ele alınıp, elde bulundurulacak ve bu hareket haline getirildikten sonra veya hareketin içinde yuvarlanan bir kartopu gibi büyütülmek ümidine bel bağlanılarak teşebbüslere girişilecek, diğer taraftan da vasata hazırlanmak için vatandaşın heyecanı her an kamçılanacak. Bu sebeple mütemadiyen yalan haberler, korkunç dedikodular, tahripkar şayialar ortalığa salınacak, her yerde vatandaşın idraki zaafa, iradesi felce uğratılacak. İşte usul bu, taktik bu.
şartlar ve bu vasat, ayaklanmanın şartları ve vasatı değildir. O halde bir takım suni ve uydurma yollardan ve sözlerimin başında arz ettiğim şekilde bir ayaklanma hareketi tahakkuk ettirilebilr mi diye memleket, hazin, elim ve meşum tecrübelerin sahası haline getirilmek isteniliyor.
Tekrar arz ediyorum, bir veya muayyen bir zümre türlü yollardan ele alınıp, elde bulundurulacak ve bu hareket haline getirildikten sonra veya hareketin içinde yuvarlanan bir kartopu gibi büyütülmek ümidine bel bağlanılarak teşebbüslere girişilecek, diğer taraftan da vasata hazırlanmak için vatandaşın heyecanı her an kamçılanacak. Bu sebeple mütemadiyen yalan haberler, korkunç dedikodular, tahripkar şayialar ortalığa salınacak, her yerde vatandaşın idraki zaafa, iradesi felce uğratılacak. İşte usul bu, taktik bu.
Aziz ve muhterem vatandaşlarım; son iki gün içindeki hadiselerin ayrı bir ehemmiyet arz ettiği ve türlü yalan şayiaların hususi maksatlarla ortaya çıkarıldığı sıralarda sizlere bildirmek vazifesini kendim bizzat yerine getirmek üzere huzurunuza çıkmış bulunuyorum. Hemen arz edeyim ki, sizlerden bazı ricalarım olacaktır. Bu gibi zamanlarda memlekette karışıklık çıkarmak isteyenler ve bugünkü hadiselere teşebbüs etmiş olanlar bir taraftan, diğer taraftan da memleketin düşmanları adeta el ele vererek ortalığı her an her saat başında bir takım yalan ve maksatlarına göre uydurulmuş haberler yaymak suretiyle gayelerine erişmek istiyorlar.
“Bu gibi haberlere inanmak katiyen caiz değildir. Bu gibi haber ve havadislerle şayet tanımadıklarınız yahut iyi niyetle hakkında kanaat sahibi olmadığınız kimselerse, memlekette kargaşalık çıkarmak maksadıyla yayınlanan bu gibi haberlerde mecrasını takip edip merkezlerine kadar girebilmek için hükümet makamlarına ve vazifelilere derhal malumat vermek suretiyle yardım etmenizi rica ederim. Yalan haberleri ve heyecan yaratmak için uydurulan hesaplı şayiaları ve dedikoduları kökünden kurutmak üzere alınacak tedbirlerin yanında hükümet çözümler veya beyanlar yayınlamak suretiyle vaziyetten vatandaşlarımızı sık sık haberdar edecektir. Nitekim ilk tebliğ, bugün dahiliye vekaleti tarafından neşredilmektedir.
“Aziz vatandaşlarımdan ikinci istirhamıma gelince, tertipçi ve bozguncular tarafından şurada burada girişilecek tertipli hareketlere karşı metanet ve itidalinizi muhafaza ederek bu gibi bedbahtları cüretlerinde ve cefalarında yalnız bırakmanız ve hatta icap ederse zabıta kuvvetlerinin vazifelerini ifa hususunda kendilerinden hiçbir yardımı esirgememenizdir.
Bir insanın efsane olduğuna dair en önemli işaret, döneminden yıllar sonra doğanlar arasında da sağlam bir hayran kitlesi yaratabilmesidir. Muhammed Ali de öyle bir efsaneydi. Gelmiş geçmiş en iyi boksör olarak kabul edilen Ali, kariyerinde ringe çıktığı 61 maçtan sadece 5’ini kaybetmişti. Ancak o, sadece çok iyi bir sporcu olduğu için efsaneleşmedi, karakteri, duruşu ve dünya görüşüyle de farklı olmayı başardı. Ve elbette yıllarca hafızalardan silinmeyecek, ilham verici olduğu kadar mizahi yönü güçlü sözleriyle de anacağız onu. “Kelebek gibi uçarım, arı gibi sokarım!” sözü zaten onun imzası. Ancak Muhammed Ali’yi anlatmayı başaran, efsanenin anısını hep hayatta tutacak daha birçok sözü var. İşte onlardan bazıları: