Kripto Al
Ödeme yöntemi
Piyasalar
NFT
New
Akış
TRBINANCE.COM
İndirmeler
English
USD

Guangying Chen Kimdir ve Binance Bir "Çin Şirketi" mi?

2022-08-31

Binance'teki çalışanlarımızın sahip olması gereken güçlü özelliklerden biri de eleştirilere göğüs germek. Sonuçta, bu sektör pek çok olumsuz yaklaşıma maruz kalıyor (pek çoğu yersiz, ama şu anda durum bu). Son aylarda sabrımız, şirketimizin itibarına yönelik saldırılardaki fark edilebilir bir artışla zorlanıyor. Bunlar hem medyadan hem de kapalı kapıların ardında politika yapıcılarla yapılan toplantılardan geliyor.

Daha geçen hafta, eski bir The Washington Post muhabiri Twitter'da "medya yanlılığı" üzerine sıradan bir tartışma sırasında yöneticilerimizden birine bir tweet gönderdi. Birdenbire "Hazır seni yakalamışken, Guangying Chen de kim?" diye sordu. 

Bu gazeteci bunu muhtemelen anlamamış olsa da bu soru çalışanlarımızın hem Doğu hem de Batı'da her gün karşı karşıya kaldığı küçümsemenin bir simgesi. Bu soru, bir rakibin anonim bir mikro site aracılığıyla başlattığı eski bir saldırıdan kaynaklanıyor. Amaç ne? Yeni iş ortaklarını ve yatırımcıları çekerek büyürken ve rekabet ederken markamıza duyulan güveni sarsmak. 

Biz, FTX, Crypto.com vb. şirketlere bakarsanız, organizasyonlarımızın çok benzer çalışan profillerine sahip olduğunu görebilirsiniz. Fakat son iki yılda Avrupa ve Orta Doğu pazarlarına da adım atıp daha üst düzey bir yönetici ekibini işe aldıkça, Binance'in yönetici ekibinde artık çok daha fazla sayıda Avrupalı ve Amerikalı yer alıyor. Küresel eleman kadromuz dünyanın her yerine daha da fazla dağılmış durumda. Bu gerçeklere rağmen, bazı kişiler bize "Çin şirketi" demekte ısrar ediyor ve bunu yaparken de niyetleri iyi değil.

Bu tarz karalamalar insanların fark ettiğinden çok daha yaygın. Kripto borsa ve projelerinin rakiplerini karalamak için kendi "haber" sitelerini oluşturduğuna bile şahit olduk ve bu siteler artık Google News tarafından bağımsız haber kaynakları olarak sıkça yanlış kategorilendiriliyor. Gerçek güce sahip konumdaki insanlara CoinGeek ve CoinDesk gibi organizasyonlar arasındaki farkı bu kadar sık anlatmak zorunda kalmam çok ciddi ve cesaret kırıcı bir durum olmasaydı bunlara gülebilirdim. 

Ve bu tarz saldırılar gitgide daha sofistike bir hale geliyor. Yakın zamanda, Crypto Leaks bir şirketin rakip blockchain projeleri hakkında şüphe uyandırmak için dava açtığının ileri sürüldüğü bir rapor yayınladı. Bu faaliyetleri yürüten sektördeki kötü niyetli kişilere karşı saldırılar düzenlemek çok cazip olsa da kendimizi o seviyeye düşürmeyeceğiz ve değerlerimizden vazgeçmeyeceğiz.

Bu tür kara çalma kampanyaları tüm sektöre duyulan güveni sarsıyor. Bizler inşa ediyoruz. Bu alanda rekabet edebilir, ama yine de birbirimizin başarılarını kutlayabiliriz. 

Sorumluluğumuz

Dünyanın en büyük kripto borsası ve Web3 şirketiyiz. Bu, bize büyük bir sorumluluk yüklüyor ve herkesin gözünün sürekli üstümüzde olması da doğal. Fakat sektörümüzün hala yolun çok başında olduğunu da unutmamak gerekir.

Şirketiniz bir gecede bir startup'tan Fortune 100 şirketine dönüştüğünde, kapınızda bir anda deneyimli 1.000 yönetici, sorunsuz süreçler ve aniden iki yüz yıllık yerleşik finansal kurumlar gibi çalışmaya başlayan teknolojiler belirmiyor. 

Diğer tüm kripto borsaları gibi çalışanlarımızın sayısını artırmak ve kalitesini yükseltmek, sistemlerimizi sektördeki büyümeyi yakalayacak şekilde olgunlaştırmak, kariyerim boyunca karşılaştığım en büyük zorluk oldu. Bu, benim şu ana dek benimsediğim ve çok fazla yatırım yaptığım bir şey.

Kripto Sektörü Asya'da Büyüyor

Asıl konumuza dönmeden önce, şaşırtıcı bir şekilde çok az kişi tarafından bilinen, kripto sektörünün geçmişinin hızlı, çok kısa bir özetini sunmak istiyorum. 2015 veya 2016 yıllarında sektör Koreli ve Japon Y kuşağından ilk büyük kriptoya ilgi dalgasını gördü. 

Bu, her iki toplumun da genç erkeklerinin çoğunlukla çevrimiçi bir kültüre yönelik ilgisinin artması konusunda paniklediği bir dönemdi. Bu kaygı, genç erkek ve kadınların hayatlarını internette harcayacakları ve tüm bir neslin kaybedileceği yönünde bir fikrin oluşmasına neden oldu.

Kriptonun yükselişinin bu sorunları nasıl beslediğini hayal edebilirsiniz. Sonuç olarak hem Kore hem de Japonya'da bir dizi kripto kısıtlaması getirildi. Bu süre zarfında Çin, bu yeni teknolojiyi benimsemenin ekonomisine önemli avantajlar sunma potansiyeline sahip olduğunun hızla farkına vardı.

Çin hükümetinin kripto konusunda halka yansıttığı tavrı katı olsa da sessizce, perde arkasından bu yeni sektörün sınırları dahilinde büyümesini destekledi ve gelişmesine yardımcı oldu. Web3'e meraklı en iyi mühendis ve yatırımcılar Şangay ve Hong Kong'a akın etti. 

Çin'deki Karmaşık Geçmiş

6 Ağustos 1989'da annem ve ben Çin'den ayrılarak binlerce kilometre ötedeki Kanada'ya göç ettik. Çin tarihini bilenler için, bu tarih 4 Haziran 1989'daki olaylardan 2 ay sonrasına denk geliyor. 

12 yaşındaydım. 

Annem babam öğretmen ve akademisyendi. O zamanlar, Çin'deki en iyi dört üniversiteden biri olan Hefei'deki Bilim ve Teknoloji Üniversitesinin kampüsünde yaşıyorduk. Neler olup bittiğini pek anlamasam da yaşı daha büyük üniversiteli çocuklardan ve etraftan duyduğum kadarıyla o dönemde ülkeden ayrılabildiğim için şanslıydım. 

Normalde bir pasaport almak dört yıl sürüyordu ve şansımız yaver giderse bir Kanada vizesi almak için de 2-3 yıl daha gerekiyordu. Fakat bu olay nedeniyle Kanada büyükelçiliği harekete geçti ve bize hızla vize verdi. Kanada büyükelçiliğinin dışındaki kuyruğun üç gün sürecek kadar uzun olduğunu hatırlıyorum. Kuyruktaki yerimizi korumak için geceleri her birimiz sırayla beklemek zorunda kalmıştık. 

Bu benim hayatımı kökten değiştirdi ve benim için sonsuz olasılıkların önünü açtı. 

En iyi yıllarımı Vancouver'da bir ergen olarak geçirdim ve daha sonra da üniversite için Montreal'deki McGill'e gittim. Bunun ardından birkaç yıl boyunca Tokyo ve New York'ta (Bloomberg) çalıştım. 

2005'te web teknolojileri sektörü Çin'de bir patlama yaşadı. Bu nedenle, ben de iki Amerikalı, iki İngiliz ve bir Japondan oluşan beş yabancıyla birlikte bir IT start-up'ı kurmak için Şangay'a gittim. Hiç birimiz Çin vatandaşı olmadığımız için şirket bir "Tümüyle Yabancı Sermayeli İşletme" (WOFE) olarak tasarlanmıştı. 

Bu nokta, üstesinden gelinmesi önemli bir engeldi. Mali durumum Şangay'da bir daire satın alacak kadar iyi olduğunda yabancı olduğum için %25 daha fazla vergi ödemem gerekti. Evet, 2014'te bitcoin satın almak için sattığım daire buydu. 

Bu vergiyi ödemesem, bugün %25 daha fazla bitcoin'im olurdu. 

2005 ve 2015 yılları arasında farklı birkaç start-up projesi kurmaya çalıştıktan sonra en nihayetinde kripto dünyasına adımımı attım. Tutkumun ne olduğunu anlayana kadar, başarılı bir start-up kurmaya çalışan bir seri girişimciydim. 

Bu, tüm genç girişimciler için açık ara en temel zorluk.

Binance'ten iki yıl önce, diğer borsalara "hizmet olarak borsa" platformları sunan Bijie Tech adında bir şirket kurdum. 30 müşterimiz vardı ve işler gayet iyiydi. Bunlar çoğunlukla pul, beysbol kartı gibi ürünler ve sanat eserlerine yönelik borsalardı. 

Ne yazık ki Mart 2017'de Çin hükümeti bu tür borsaların hepsini kapattı. Tüm müşterilerimiz kepenk kapattı. Daha sonra, Binance fikri oluşmaya başladı. Daha iyi tasarlanmış bir kripto borsasının kullanışlı özelliklerden feragat etmeden daha sorunsuz bir kullanıcı deneyimi sunabileceğine dair basit bir fikirdi. 

Çin'den Ayrılış

Bijie ekibinden birkaç kişiyi Binance'e aldım ve birlikte, 14 Temmuz 2017'de Binance'i kurduk.

Fakat sadece bir buçuk ay sonra, Binance doğru düzgün kurulamadan bile önce ilk önemli sıkıntımızı yaşadık. 

4 Eylül 2017'de Çin hükümeti, kripto borsalarının Çin'de faaliyet göstermesine izin verilmediğini belirten bir tebliğ yayınladı. 

Daha sonra da platformumuzu Büyük Güvenlik Duvarı'nın arkasında engellediler. Bu noktada çalışanlarımızın çoğu Çin'den ayrıldı. 2018'in sonlarında yalnızca az sayıda müşteri hizmetleri temsilcisi Çin'de kalmıştı.

Ailemin ben ve kız kardeşimle beraber kaçmak zorunda kalmasından yaklaşık otuz sene sonra Çin'i bir kez daha terk etmek zorunda kalmanın ironisi dikkatimden kaçmadı.

Yönetici ekibimiz hep beraber uzaktan çalışmaya karar verdi. Kısa süre sonra COVID-19 dünya genelinde yayıldı ve tüm dünya uzaktan çalışmaya geçti. Bu da bizim henüz kök salacak bir yer ararken bir şirket olarak büyümeye devam etmemize ve en iyi yetenekleri kendimize çekmemize imkan tanıdı.

Hatta Coinbase, S-1 tescil beyanında belirtilen bir şirket merkezi olmadan NASDAQ'ta listelendi.

O zamandan bu yana uzaktan çalışma modelimiz dünya genelinde normalleşti ve nerede yaşıyor olursa olsun en yetenekli kişilerin aktif olarak peşindeyiz. Daha önce de bahsettiğim gibi, beş yıl önce Binance'i kurduğumuzda yalnızca bir grup kripto meraklısı ve mühendistik. Kore ve Japonya'daki kısıtlamaların yol açtığı ayı piyasasının zirvesinde bir şirket kurmanın zorluğu ile de baş etmek zorunda kaldık. 

İşin iyi tarafı, o tarihler kriptoya girmek için nispeten iyi bir dönemdi, çünkü fiyatlar düşüktü. FTX ve Crypto.com gibi büyük borsaların o dönemde Hong Kong'da kurulmasının nedeni de budur.

"Hazır Seni Yakalamışken, Guangying Chen de Kim?"

Geçmişimizi böylece anlattıktan sonra, Guangying Chen kimdir sorusunu da yanıtlayayım. 

Guangying (Heina) Chen ile ilk olarak 2010 yılında, Guangying bir arkadaşımın şarap dükkanında çalışırken tanıştım. Daha sonra büyük bir ticari bankanın hizmet müdürü olarak çalıştı ve aynı zamanda arka ofisi de (İK/finans/yönetim) yönetiyordu. 

2015'te Bijie Tech'i kurduğumda Guangying'den benimle çalışmasını istedim. İlk ekip çoğunlukla mühendislerden oluştuğundan kendisinden arka ofisi yönetmesini istedik. Çin'in yabancılara (örneğin, Kanada vatandaşı olan ben) yönelik kısıtlayıcı kanunları yüzünden bir Çin vatandaşını yasal temsilci olarak belirtmek çok daha kolaydı. 

Hem Çin vatandaşı olduğu hem de zaten arka ofisimizi yönettiği için, Guangying bunu kabul etti. Bu, Çin'de çok yaygın bir uygulamadır. 

Adı Bijie Tech'in ilk belgelerinde yer aldığından, Binance'e kara çalanlar Guangying'in Bijie Tech'in hatta muhtemelen Binance'in gizli sahibi olduğu yönünde bir komplo teorisi yayma fırsatı yakaladı. 

Sonuç olarak, hem kendisi hem de ailesi hedef alındı, medya ve çevrimiçi troll'ler tarafından taciz edildi. Bunun Guangying'in hayatı üzerinde bu kadar olumsuz bir etki yaratacağını bilseydim, o zamanlar son derece zararsız gözüken böyle bir şeyi asla kendisinden istemezdim. 

Binance'in ilk dönemdeki birçok çalışanı gibi Guangying de 2017'de, çoğumuz Çin'den ayrılırken ailesini, evini ve arkadaşlarını geride bırakmak zorunda kaldı. Bu çok büyük bir fedakarlıktı ve bunun üzerimizde ne kadar büyük bir etki bıraktığını gerçek anlamda anlayabilecek çok az sayıda kişiden biridir Guangying. Gayrimeşru Çin medyası onun hakkında komplo teorileri yaymaya devam ederken Guangying bugün bile bu yükü taşımaya devam ediyor. 

Bugün Heina Chen, ailesiyle birlikte nispeten huzurlu bir şekilde yaşadığı bir Avrupa ülkesinin pasaportuna sahip. "Nispeten" diyorum, çünkü bulvar gazeteleri bu eski komplo teorilerini sık sık yeniden haber yaparak ona ve sevdiklerine yönelik yeni bir taciz dalgasını tetikliyor.

Bu son beş yılda büyüdüğümüz için, ilk çalışanlar ve kuruculardan birçoğu organizasyon içinde yeni roller üstlendi. Guangying şu anda organizasyon için idarecilik ve takas ekibinin yöneticiliğini yapıyor. 

Sonuç olarak, Binance'in sahibi ve gizli bir Çin ajanı değil. 

Binance Bir Çin Şirketi mi?

Hayır. Şirketler hukuku veya şirketlerin işleyişi hakkında en ufak bir bilgisi olanlar bile şunu anlayacaktır: Binance hiçbir zaman Çin'de şirketleşmedi. Kültürel olarak da bir Çin şirketi gibi faaliyet göstermiyoruz. Fransa, İspanya, İtalya, BAE ve Bahreyn (örneklerden yalnızca birkaçı) de dahil olmak üzere birçok ülkede bağlı kuruluşlarımız var. Ancak Çin'de hiçbir tüzel kişiliğimiz veya buna yönelik planlarımız yok. Artık bu gerçekleri paylaşmamızın çok önemli olduğuna inanıyorum. 

Bugün Binance'in karşısındaki en büyük zorluk, bizim (ve diğer tüm sınır ötesi borsaların) Çin'de bir suç örgütü olarak görülüyor olmamız. Aynı zamanda, Batı'da bize karşı çıkanlar da bizi bir "Çin şirketi" olarak resmetmek için inanılmaz bir çaba harcıyor. 

Çin kökenli çalışanlara sahip olduğumuz ve muhtemelen ben de Çin kökenli olduğum için gizlice Çin hükümetinin kontrolünde olduğumuz varsayılıyor. Sektörümüzden nefret eden kişiler, medya ve hatta politika yapıcılar için kolay bir hedefiz. 

Tabii ki bu doğru değil. 

Favorim, benden özellikle "Çinli Kanadalı CEO" ve hatta daha da iyisi "Çin'de doğan, Kanada'da eğitim alan" şeklinde bahseden haber makaleleri. Ben bir Kanada vatandaşıyım, nokta. 

Çin kökenli veya Çin'den göç etmiş olmak, bir kişinin hayatının sonuna kadar taşıması gereken bir leke olmamalı. İftira atma, gerçek dışı iddialarda bulunma ve bir kişinin ülkesine sadakatini sorgulama özgürlüğünü de insanlara vermemeli.