Kripto Al
Ödeme yöntemi
Piyasalar
NFT
New
Akış
TRBINANCE.COM
USD

Bir Simülasyonda Yaşadığımıza İnanıyorum

2022-07-02

Bu konu hakkında yakın zamanda Paris’te yapılan VivaTech VIP akşam yemeğinde konuşmuştum. Bu güzel Pazar gününde de bununla ilgili bir şeyler yazıyorum. Bir simülasyonda yaşadığımıza inanıyorum.

Peki neden?

Kırk yıl önce ben çocukken su şebekesi ve elektriği olmayan küçük bir köyde yaşıyordum. 200 metre ilerideki bir kuyudan su taşımamız gerekiyordu ve akşamları ödevlerimi yaparken gaz lambası kullanıyordum. Birkaç yıl sonra arazimize bir su pompası kuruldu ve bu büyük bir gelişmeydi. Bir yıl sonra ise musluk suyumuz geldi. Elektrik geldiğinde günde sadece birkaç saat veriliyordu. Bu da çok hızlı bir şekilde gelişti. Artık cep telefonlarımız, internet ve blockchain var.

Teknolojinin katlanarak büyüdüğünü göz önüne alarak 20 yıl sonrasını hayal ettiğimizde, Matrix filminde olduğu gibi kafamıza bir kablo bağlayacağımız ve her şeyin bizim için simüle edilebildiği bir teknolojiye sahip olacak mıyız? Muhtemelen evet.

Eğer 20 yıl fazla yakın geldiyse ya 50 yıl sonrası? Ya da 100 yıl? “Acaba olacak mı?” değil, bu yalnızca zaman meselesi. İşimizi sağlama alalım ve o noktaya gelmemizin 500 yıl alacağını varsayalım. 500 yıl içinde görmek, hissetmek veya deneyimlemek istediğimiz her şeyi simüle edebilecek teknolojiye sahip olacağımızı söyleyebileceğimizi düşünüyorum. 

Yapabilecek olduğumuzda yapacağız. Milyonlar veya milyarlar bunu yapacak. 

Nintendo oyunlarına bakın. Bu oyun var olduğu için milyonlarca kişi oyunu oynuyor. Bu da bir çeşit simülasyon. Süper Mario ileri doğru koştuğunda, önündeki dünya onun için simüle ediliyor. Geriye doğru koştuğunda ise arkasındaki dünya simüle ediliyor.

Bugün bir duvara baktığımda arkasında ne olduğunu bilmiyorum. Arkasında bir şey var mı bilmiyorum. Köşeyi dönüp baktığımda duvarın arkasındaki şeyler benim için simüle ediliyor. Bu, olasılık dahilinde.

Diyelim ki 200 yaşındasınız, ölmek üzeresiniz ve harcayacak paranız var. Ve hayatınızın 200 yılını veya farklı bir versiyonunu yaşamak için gerçek hayatta bir saat sürecek bir simülasyon size teklif edildi. Bunun için ödeme yapmayı kabul eder misiniz? Elbette edersiniz.

Yapabilecek olduğumuzda yapacağız. Milyonlar veya milyarlar bunu yapacak. (İleride dünya daha kalabalık olacak.)

Bunun olasılığı nedir? Bu sorunun tam tersini yanıtlamak daha kolay. Bir simülasyonda değil de gerçek bir dünyada yaşıyor olma olasılığımız nedir?

Eğer teknoloji zaten varsa, milyonda veya milyarda bir olacaktır. Ya da en iyi ihtimalle 0.000001. Matematiksel olarak 3 veya 5 basamağa yuvarlarsak bu %0 ihtimaldir.

Ya da gerçekten ilk kez mi yaşıyoruz? Son 500 yılın evrenimizde ilk kez yaşanıyor olma ihtimali nedir? Bu dünyada/simülasyonda evrenimiz 13,8 milyar yaşında. Eğer 5 basamağa yuvarlarsak, 13,8 milyar içinde 500 de matematiksel olarak 0’dır.

Dolayısıyla, matematiksel olarak bir simülasyonda olmama ihtimalimiz %0. Yani bir simülasyondayız.

Buradan hayatın anlamsız olduğu sonucu mu çıkıyor?

Hayır, çıkmıyor. Hayat halen oldukça anlamlı.

Ne tür bir simülasyon içinde olduğumuzu bilmiyoruz. 

Kendi simülasyonumuzu yarattığımız bir simülasyonun içinde olabiliriz. Ve eğer ölürsek, sadece uyanırız. Bu en iyi ihtimal olurdu. 

Tüm arkadaşlarımızın ve bu makale de dahil her şeyin bizim için simüle edildiği kişisel bir simülasyonun da içinde olabiliriz.

Inception filmindeki gibi grup halinde rüyada olduğumuz bir grup simülasyonu içinde de olabiliriz. Ve uyandığımızda da arkadaşlarımızı görürüz.

Ya da daha üst boyuttaki bir varlık tarafından simüle edilen bir simülasyonun içinde olabiliriz, tıpkı Süper Mario gibi. Öldüğünde bizimle iletişime geçme şansı olmuyor. Bir sonraki Mario o veya bir başkası olabilir. Öldüğünde ortadan kayboluyor. Bu senaryoda, eğer ölürsek biz de ortadan kaybolabiliriz. Simülatörlerimiz istemezse onlarla iletişime geçmek için pek şansımız olmayabilir. Bu da hayaletleri, Tanrıyı, olağanüstü varlıkları ve diğer açıklayamadığımız şeyleri açıklar. Simülatörlerimiz bizimle (bazılarımızla) iletişime geçiyor olabilir veya bu durum da simülasyonun bir parçası olabilir.

Ama bu önemli değil. Ne çeşit bir simülasyonda olduğumuzu bilmediğimiz gerçeği bunu ilgi çekici yapıyor. Ölüp gidemeyiz. Bu simülasyonda da elimizden gelenin en iyisini yapmalıyız.

Baskının Azalması

Bir simülasyonda yaşadığımızı bildiğimiz için, hayatın pek çok zorluğu ortadan kaybolabilir.

Bir simülasyonun kaçınamayacağınız programlanmış zorlukları ve şans eseri ortaya çıkan, bir ölçüde rastlantısallığı vardır. Hangisinin hangisi olduğunu bilemeyiz. Fakat fark etmez. Elimizdekilerle en iyisini yapmalıyız. Yine de hayatı ciddiye almalıyız. Ama bu, bütün baskıyı azaltacaktır. Yeni bir zorlukla karşılaştığınızda, bunun simülasyonun bir parçası olduğunu bilin. Ve elinizden gelenin en iyisini yapın.

Ekibim bunu biliyor. Bu yüzden, ne zaman bir zorlukla karşılaşsak, ekibim her zaman bana “bu sadece bir oyun” diyor. Bu da tüm baskıyı alıp götürüyor. Bu şekilde düşünmeye 2015 yılında başladım.

İşinizi ciddiye alın. Hayatı ciddiye alın. Ama kendinizi çok da ciddiye almayın. Simülasyonunuzu en iyi şekilde yaşamaya bakın.